UNUTAMADIKLARIM  UNUTAMADIKLARIM

27 Mayıs 2026 05:48
Aradan 66 yıl geçmiş. Ben o zaman 12 yaşındaymışım demek ki; 12 yaşında, ortaokul ikinci sınıf öğrencisi bir çocuk.Borçka’daki Ziraat Bankası’nın köşesinden bir asker beni çevirmiş ve;“Bugün okul yok. Evine git, ihtilal oldu” demişti.

Neydi “ihtilal”?

Eve döndüğümde babamdan öğrenmiştim ayrıntıları. Lambalı radyoyu açışını, ısınmasını beklerken gösterdiği sabırsızlığı, sonrasında boğuk sesli bir adamın ihtilal duyurusunu okumasını hiç unutamam...

27 Mayıs 1960 öncesinden de unutamadığım şeyler var kafamda. Önce duyduklarım o sürecin parçasıymış da, benim çocuk aklım bunu almazmış; radyodan saatlerce, yüzlerce, belki binlerce kişinin adlarının okunmasıdır önce unutamadıklarım. Yani, “Vatan Cephesi”ne katılanların listesi. Yıllar öncesinden yaşamını yitirmiş olmasına karşın, yaşıyormuş da, “Vatan Cephesi”ne katılmış gibi duyurulan insanlar...

Sonuç; cezalar, idamlar ve bugün bile sürüp giden siyasi kan davaları...

12 Mart 1971...

Yaşamış da unutmuş olan var mı ki!..

Unutulanlar yok mu?

Var!

Bugünkü gençlik, 12 Mart’ın İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Faik Türün’ü hatırlamaz örneğin. Türün gibi, işkenceci, faşist kafalı olanları hatırlamaz. Ne ki, 27 Mayıs sonrası unutmadığı Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan gibi, 12 Mart sonrası da Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı unutmaz...

Geldik 12 Eylül’e!..

Gelmez olaydık demek de var tabi. 12 Eylül 1980, Marmaris’te kargacık burgacık, saçma sapan, estetikten, sanat değerinden yoksun resimler yapmaya benzememişti çünkü. Sokaklarda oluk oluk kan akmış, köşe başlarında gencecik insanlar, kimliği bilinmeyenlerce (aslında genel olarak bilinen) kurşunlarla delik deşik edilmişti.

Ne adınaydı tüm bunlar?

Birilerine sorsanız, Türkiye’yi kurtarmak adınaydı. 12 Eylül’de kurtarılan Türkiye’nin bugünkü durumuna bakın ve söyleyin lütfen; Türkiye kurtulmuş mu?..

Burada bir parantez açmak, bir not düşmek istiyorum; yazımı okuyan kimileri;

“Solculuğunu burada da belirtmiş” yorumu yapacaklardır.

Varsın yapsınlar. Ne ki; Deniz Gezmiş’in, Yusuf Aslan’ın, Hüseyin İnan’ın asılması kadar, Mustafa Pehlivanlı’nın asılması da üzmüştür beni. Ailesine yazdığı mektubu okuduğumda, gözlerimden iki damla yaşın akmasına engel olamamışımdır...

Unutamadıklarım!..

Keşke güzel şeyler olsaydı!..

Bayramınızı kutluyorum…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X